Burgazada'da Kısa Bir Mola

En son güncellendiği tarih: 14 Şub 2018

Merhaba! Size İstanbul’da iki yelkenli tekneli, bol eğlenceli, hem enerjik hem dinlendirici bir haftasonu kaçamağından bahsedeceğim.


İlk kez İstanbul içi yapacağımız gezi için Prens Adaları’ndan Burgazada’yı seçmemiz çok doğru bir karardı. Mevsim yazdan sonbahara dönerken, kısıtlı zamanımızı Kalamış’tan Burgazada’ya doğru en iyi rotada çizmiştik. Gezimize 23 Eylül Cumartesi günü saat 18.00 sularında Kalamış Marina’dan kiraladığımız yelkenli teknelerimizle başladık. Bir gece kalacağımız için teknelere yaptığımız alışveriş fazla zaman almadı. Tekneler hakkında bilgi alıp check listimizi kontrol ettikten sonra Kalamış’tan Burgazada’ya doğru ayrıldık. Moda Burnu’nu aşar aşmaz gelen rüzgar yelkenlerimizi doldurmuştu bile.


Adalar’a doğru yaklaştıkça şahane bir gün batımı manzarası eşliğinde yelken seyri yaptık. O anda insan hakikaten İstanbul’da yaşadığını unutuyor, doğal güzellikler maalesef o kadar azaldı, şehrin koşuşturmacasından bir nefes almak isteyen insanların sığınacağı o kadar az alan kaldı ki İstanbul’da, zamanın durmasını istedim...



Azuree 40 teknelerimiz konforlu ve performanslıydı. Seyirleri genelde apaz ve orsa takip ettik. Kaptanlarımız balon seyri için uygun hava olmadığına kanaat getirdiler. Toplamda iki teknede 15 kişiydik, ve akşam yemeği için Burgazada’da Barba Yani Restoran’da rezervasyonumuza saatinde yetiştik. Burada biraz Burgazada’dan bahsetmek istiyorum. İstanbul’da yaşayanlar veya nispeten uzun bir süre geçirenler bilir, Adalar ilçesi dünyada eşi benzeri olmayan 9 adadan oluşan doğal bir nimetten, özellikle Büyükada başta olmak üzere, korkunç bir kalabalıkla istilaya uğrayarak ziyaretçileri ve sakinlerini öylesine yorucu, öylesine stresli bir başka koşuşturmaya sokan bir hengâmeye dönüşmüştür ki, asla haftasonu ve resmi tatillerde gidilmemeli diye düşündürür. İşte Burgazada adeta o takıma dahil olmayan bir vaha gibi. 20 ile sınırlandırılmış fayton sayısı bile buna işaret ediyor. Yerleşik nüfusu 1500 civarında ve bu sayede yerleşik nüfuslu Adalar arasındaki en ferah olanı. Doğal sahil şeridi ve tertemiz koylarıyla İstanbul’dan yalnızca bir saatlik uzakta olduğunuza inanamıyorsunuz.



Burgazada’dan bahsedip de, orada yaşamış ve eserlerinin çoğunu orada yazmış olan, 2010 yılında yüzyılın en iyi öykücüsü seçilen Sait Faik Abasıyanık’tan da bahsetmemek olmaz. ‘Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey...’ diyen Abasıyanık, Burgazada’nın en önemli tarihi kişiliklerinden biri. Kısacık ömrüne sığdırdığı yüzlerce hikaye ile Türk edebiyatına katkısı herkesçe bilinen Abasıyanık, ilhamını bu adada bulmuş. Haksız da sayılmaz hani...


Adaya vardığımızda adanın açığında, Burgazada ve hemen karşısındaki Kaşıkadası’nın arasında tonoza bağlandık ve restoranın çok nazik, cömert ve anlayışlı zodyak görevlisi bizi alıp restorana ulaştırdı. Yaşadığımız tek aksilik şu oldu: teknelerimiz bordalamışken dalganın etkisiyle sallanıp birbirlerinin gurcatalarına çarptı, ufak hasarlarla atlattık ve tekneleri birbirinden ayırmak durumunda kaldık. Neyse ki bu sorunu tekneleri ayırmak suretiyle kolayca halledip harika bir yemek yedik ve Barba Yani’nin yanıbaşındaki Çardak Restoran’da çalan müziğe dayanamayıp dansettik, yemekten sonra ada sahilinde yürüyüş yapıp teknelerimize yine zodyakla döndük.

Gece alargadaki teknelerimize döndükten sonra eğlence devam etti. Saat 03.00 civarında yatıp, sabah 07.30 gibi tekneye giren bir davetsiz misafirimiz sayesinde de uyandık: Bir karga! Üstelik ısrarcıydı da. Yine de o olmasa o kadar erken uyanıp vakitten kazanamazdık. Hazırlanıp Burgazada’da kahvaltı ettik. Sahilde leziz ve tazecik hamurişleri yapan, kahvaltı servis eden Ergün Pastanesi’nde karnımızı doyurup yola çıkmaya koyulduk. İstanbul’a bu kadar yakın ama kaosundan bir o kadar da uzak olduğumuza inanamıyorduk. Rüya gibi bir dinginlik var Burgazada’da.



Kahvaltıdan sonra, 10.30 gibi tekrar denize açıldık. Adadaki Cennet Yolu’nu takiben Madam Marta Koyu’na doğru seyrettik. Sonbahara girdiğimiz için hava biraz serindi ve bu yüzden denize giremedik. İstanbul’da denize girilebilecek en iyi yerlerden biri Madam Marta Koyu olabilir, çok sakin ve çok temizdi. Adanın Madam Marta Koyu’na dönen burnundaki dümdüz, çimenlik alandaki kampçılar bize bir sonraki gezimiz için ilham verdi. Marmara Denizi açıklarında rüzgarı yakaladık ve motoru kapatıp yelkenlerimizi açarak denizin, sonbahar güneşinin ve sessizliğin tadını çıkardık. Saat 14.00’te de Kalamış Marina’ya dönüp teknelerimizi teslim ettik. Göz açıp kapayıncaya kadar bitmişti bile kaçamağımız.

Bu gezide beni en çok etkileyen şeylerden biri, Burgazada’nın İstanbul’a yakınlığına rağmen, şehirden izole sakinliği oldu. Üstelik Sail Nation sayesinde ulaşım stresi de yaşamadık, aksine 'ulaşım'ın uzamasını dilerdim!.. Kaptanlarımız Burak ve Egemen ile tüm ekibe keyif katan bir deneyim oldu. Gece manzarası ayrı, sabah ayrı muhteşemdi. Burgazada, Büyükada gibi çok turistik kalabalık değil ancak hareketli, hayat dolu.



Sail Nation yelkenli teknelerle şehiriçi ve şehirdışı, hatta yurtdışı rotalarının keyifli anılarıyla seyirlerine devam edecek! Gelecekteki organizasyonlarından haberdar olmak için mutlaka kaydınızı bırakın, hatta gelecek rotaları birlikte oluşturmamızda önerilerinizle yardımcı olun!..


Ekibimize göz atmak veya ekip başvurusu yapmak için, https://www.sailnation.co/ekibimiz


Bize ulaşmak için,

https://www.sailnation.co/bize-ulasin



Bize e-posta gönderebilirsiniz:

ahoy@sailnation.co

  • White YouTube Icon
  • Instagram - White Circle
  • Facebook Clean

Sail Nation© 2020. Tüm hakları saklıdır.

Akatlar, İstanbul, 34337